|
|
|
| 2-)
Görsel sanatlarda yüzey nedir? |
Görsel
sanatlarda yüzey dediğimiz zaman ise bahsettiğimiz şey, görüntüyü
oluşturduğumuz, aktardığımız ve de yansıttığımız yüzeydir. Görüntüyü
oluşturduğumuz, aktardığımız, ve yansıttığımız. Bu üç ayrı işlem
görsel sanatların görüntüyü kayıt etme ve sunma biçimlerinden
doğan işlemlerdir.
En baştan başlayarak gidecek olursak;
Resim: Resim sanatı,
boyayı, kömürü, çamuru ya da benzer malzemeleri tutabilecek
herhangi bir yüzey üzerinde gerçekleştirilebilir. İlk olarak
mağara duvarının yüzeyine bitki köklerinden elde edilen ya
da topraktan elde edilen doğal boyalarla yapılan resim ( bugün
bizim adlandırmamızla bu çizimlere resim diyoruz, oysa mağara
duvarlarına yapılan resimlerin, yapıldıkları çağlarda dini
amaçlı olduğu, bir tür ayin niteliği taşıdığı, büyü ve güç
temelli olduğu geniş kabul gören bir düşüncedir) kağıt üzerine,
kumaş üzerine, ahşap üzerine, cam üzerine, deri üzerine de
yapılmıştır. Resim sanatında en çok bilinen yüzey tuvaldir.
Tuval, üzerine, kumaşın boyayı çok fazla emmemesi için astar
boya sürülmüş ve gergin durması için ahşap bir iskelet üzerine
gerilmiş, kalın ketendir. Bugün çağdaş sanat içinde resim
geleneğinin yüzey arayışlarının çok farklı ve uç noktalara
gittiğini görürüz. Örneğin bir binanın duvarı artık üzerine
resim yapılabilecek bir malzemedir. Ya da bir insan bedeni
ressamın tuvali haline gelebilir. Bu konudaki en uç noktalardan
biri arasında Christo' nun yüzey olarak hava boşluğunu kullanmasını
sayabiliriz.
Christo, eline geçen her şeyi paketlediği çalışmalarına Amerika'nın
kanyonları arasına naylon bezler gererek yaptığı düzenlemeleri
de eklemiştir. Birçok farklı disiplinin bir araya gelerek
ortaya çıkardığı akımların çoğu, enstalasyon, performans gibi,
yüzey anlayışının ne denli farklılıklar taşıyabileceğine ilişkin
örnekler barındırır. Doğu sanatında, pirinç taneleri üzerine
yapılmış çizimlere rastlamak bile mümkündür. Kısacası yüzey,
resim sanatında, konu kadar önemlidir ve sanatçı için yüzey
arayışları, konu kadar anlamlıdır.
|
|
|
|
Fotoğraf: Fotoğrafa
geçtiğimizde iki farklı yüzey çıkar karşımıza. Birincisi,
ışığın düşürüldüğü, fotoğraf makinemize taktığımız, ışığa
duyarlı asetatın yani fotoğraf filminin yüzeyidir. Her ne
kadar bugün artık görüntüyü sayısal verilerle belirli bir
disk üzerine kayıt eden makinelerin kullanımına geçilmişse
de, biz yine de fotoğraf sanatında teorik olarak iki yüzeyin
varlığından bahsedebiliriz. İkinci yüzey ise, film üzerine
kayıt edilen görüntünün agrandisör yardımıyla aktarıldığı
film kartıdır. Bu kart sıradan bir kart olmayıp üzerine belirli
bir kimyasal işlem uygulanmış, ışığa duyarlı bir karttır.
Fotoğraf sanatçısı, bu yüzeyin parlak ya da mat, büyük ya
da küçük olması konusunda seçim yapmakta özgürdür.
|
|
|
|
Sinema : Fotoğrafa çok
benzer bir mantıkla sinema da iki yüzey üzerine işlenen bir
görsel sanat biçimidir. Işığın kameranın yardımıyla kayıt
edildiği film yüzeyi ve görüntünün projektör yardımıyla yansıtıldığı
beyaz perdenin yüzeyidir.
|
|
|
|
Video: Video teknolojisinde
yüzey ise görüntünün oluşturulduğu ekrandır.
Elektronik görüntünün kullandigi yüzey ise ekrandir. Televizyon
ekrani, bilgisayar ekrani gibi.
Elektronik görüntü, çesitli
sinyallerle isikli noktaciklara komutlarin verildigi bir süreç
sonrasinda olusur. Bu durum elektronik görüntüye, diger sanat
dallarindan farkli olarak birçok özellik kazandirmistir. öncelikle
kaydedilen görüntü ve ses aninda sunuma hazir hale getirilebilir,bir
yandan kayit yaparken ayni anda kaydedilen görüntünün seyredilmesi
saglanabilir. Görüntü çogaltilabilir, ayni anda birkaç ekran
üzerinde ayni görüntünün izlenmesi saglanabilir.Ve farkli
mekanlarda eszamanli olarak izlenebilir. Siz bir odada kayit
yaparken yan odada, ya da baska bir sehirde, hatta baska bir
ülkede aninda izlenmesi olanagi vardir. Animsarsaniz bu olanagin
ilk örnegi Berlin Olimpiyatlari sirasinda yasanmisti.
Bunun yaninda görüntü kalitesi
diger sistemlerden farklidir ve elde edilen görüntünün degistirilmesine
(küçültme, büyültme ya da seklini bozma), dönüstürülmesine
(bir seklin baska bir sekle dönüstürülmesi, insan yüzünün
kedi yüzüne dönüstürülmesi, bir kübün yuvarlak bir topa dönüstürülmesi
gibi) olanak saglar. Ekran üzerinde gördügümüz her sekil,
milyonlarca isikli noktanin olusturdugu bir sekildir. Bu sekil
üzerinde yapilacak her türlü degisiklik noktaciklarin yansittigi
isigin renginin ya da miktarinin degistirilmesidir. Dolayisiyla
görüntü degistiginde, degisen yalnizca ekrandaki isiktir görüntünün
kaybi söz konusu degildir.ÖRNEK
Bu, ekranın yapısal bir özelliğidir. Görsel sanatlar açısından
ekranın boyutlarından da bahsetmek gerekmektedir. Videonun
sunumunun gerçekleştirildiği ekran, kendisinden önceki sanatlara
kıyasla daha kısıtlayıcıdır.
Ressam, resmetmek istediği şeyi ya da zihninde kurguladığı
şeyi istediği yüzeye aktarmakta özgürdür. Bu bir magara duvarı
da olabilir, bir kağıt parçası da olabilir, bir binanin duvarı
da olabilir, bir pirinç tanesi de olabilir ( Pirinç taneleri
üzerine resmedilmiş kama sutra figürlerini anımsayınız).
Fotoğrafçının da boyut açısından
daha özgür olduğunu söyleyebiliriz. 9x15 cm lik bir kart üzerine
de basabilir fotoğrafini, 30x40 cm lik bir kart üzerine de.
Sinema sanatının da sunumu
yalnızca perdenin büyüklüğüyle sınırlıdır. Oysa video, tv
ya da bilgisayar ekranının boyutları daha küçük ve sabittir.
Bu nedenle, görüntü kalitesi ve anındalık avantajlarının yanında
ekran yüzeyinin boyutları açısından dezavantajlı durumdadır.
Bu olumsuzluğu anlamanın en kolay yolu, ekranı, sinema perdesi
ile kıyaslamaktır. Sinema perdesi nesneleri ve insanları gerçekte
olduğundan çok daha büyük gösterdiğinden insanlar üzerindeki
etkisi güçlüdür. Dev ekran üzerinde yer alan görüntüler insan
algılayışında gerçekliğe çok yakın bir etki yaparlar. Derinlik
duygusu çok güçlüdür. Perde üzerinde gerçekleşen hareket çok
daha rahat algılanır
|
|
|
| ana
menu |
|
|
|