| 3-)
Yüzeyin kullanımında temel alınanlar |
| |
3.1
- yüzeyi yatay ya da dikey kullanırız |
| |
Yüzeyin dikey ya da yatay
kullanımı: Bazı temel kaidelere dayanır. Mesela dikey
formlar, özellikle bizden büyükse ululuk, yücelik hissi
bırakır. Yatay formlar ise genişlik, rahatlık, sükunet
hissi verir.
Gotik binaların sebebi
hem olabildiğince Tanrıya yakın olabilmek hem de insanlara
kutsal birşeyin içinde, önünde oldukları hissini verebilmektir.
Ideolojiktir aslında. Bazı heykeller bizim hizamızda
değil de yüksek kaideler üzerindedir. Kilise içindeki
duvarlardaki resimler de içine gireni kuşatması ve etkilemesi
için hazırlanmışlardır.
Yatak formlar örneğin
denizler, sahiller en belirgin yatay formlardır. Görüntü
içinde bunların kullanımı dikey formların kullanımından
çok daha farklı anlamlar taşır.
|
| |
|
| |
3.2
- çerçeveleme oranı olarak ¾ kullanırız |
| |
Ekran ise zorunlu olarak
yataydır. çerçeveleme 3 dikey 4 yatay şeklindedir. Buna
çerçeveleme oranı denir 3:4 .öncelikle üzerinde durulması
gereken konu ekranda yer alacak nesnelerin, figürlerin
büyüklüğüdür çünkü ekran üzerinde dikkati çekecek olan
nesnelerdir.Sinema ekranı görüntüde yer alan herşeyi
gerçeğinden çok daha büyük, dolayısıyla çok daha çekici
gösterir. Bu nedenle video çalismalarında, nesneler
ve insanlar gerçekte olduklarından çok daha küçük göründüklerinden,
daha yakın planlar, detay çekimleri ağırlıktadır. Ekranın
yataylığı içinde yer alan dikey nesneler daha fazla
dikkat çeker. Geniş ovalar, denizler, uzun yollar daha
dingin bir atmosfer yaratırken gökdelenler, kuleler,
kiliseler daha fazla dikkat çekicidir.
Fotoğraf sanatı söz konusu
olduğunda yüzeyin sınırlanışı ekranınkinden farklılık
gösterir. 1/3 oranı olarak da bilinen bu düzenleme fotoğrafta
ağırlık merkezinin oluşturulması için önemlidir.
|
| |
|
| |
3.3
- yüzey üzerinde bir ya da birkaç yön duygusu yaratırız |
| |
Ekrandaki görüntü üzerinde
diğer bir dikkat çekici öğe yön duygusudur. Görüntüde
bulunan objelerin konumu, oluşturulan perspektif, derinlik
hissi, figürlerin baktığı nokta, arabaların yönü, sokaklar
hepsi izleyicide belirli bir yön duygusu oluşturur ve
bu yön duygusu anlatılmak istenen konuya destek olur.
Görsel düzenlemelerde
giderek bir birine yaklaşan çizgilerle oluşturacağımız
doğrusal persfektif ya da giderek küçülen cisimlerle
oluşturacağımız hacimsel persfektif üçüncü boyut katar.
Örneğin ön plana konan gerçekte olduğundan daha iri
bir cisim ya da figür fotoğrafın geri planda kalan alanının
gözümüze daha uzak gözükmesine sebep olur.
|
| |
|
| |
3.4
- görüntüde çekim merkezleri oluştururuz |
| |
Ekran
yüzeyinde bulunan kütlelerin oluşturduğu çekim merkezi,
ya da çekim alanları da ifadeyi güçlendiren unsurlardandır. |
| |
|
| |
|
| |
3.5
- kullanacağımız yüzeye göre hangi tarafın güçlü olduğunu
göz önünde bulundururuz |
| |
Ekranın
görsel açıdan hangi tarafının güçlü olduğu sanat dallarına
göre farklılık göstermektedir. örneğin tiyatroda perde
açıldığında izleyicilerin ilk baktıkları nokta sahnenin
sol tarafıdır. Bu sahne söz konusu olduğunda sol tarafın
sag tarafa kıyasla daha güçlü olduğu anlamına gelir.
Resim sanatında ise, sağ tarafın sol taraftan daha güçlü
olduğu düşüncesi hakimdir. çünkü resme bakan kişi tuvalin
önce sol tarafına bakar ve bakışları sağa doğru hareket
ederek dikkatini o yöne toplar.
Sinema perdesinde ise, izleyicinin dikkatinin önce sol
tarafta yoğunlaştığı daha sonra sağ tarafa yöneldiği gözlemlenmiştir.
Bu biraz da yüzeyin büyüklüğü ile alakalıdır. çünkü daha
küçük yüzeylerde, örneğin televizyon ekranı, bilgisayar
monitörü gibi yüzeylerde ekranın sağ tarafının sol tarafından
daha güçlü olduğu kanısına varmıştır.
Bence bu durum biraz da uygulamaların getirdiği alışkanlıklara
bağlı bir durumdur. Internetin ve web sayfasi tasarımlarının
henüz yaygınlaşmadığı dönemlerde aynı soru web tasarımcılarının
da ortak merakıydı. Bütün web masterlar internet izleyicisinin
dikkatinin ilk olarak hangi taraf üzerinde yoğunlaştığını
kestirmeye çalışıyordu. çünkü bu yönelişe göre bir web
sayfa üzerinde en çok dikkat edilmesi gereken şeylerin
örneği bir şirketin ya da kurumun içerik başlıklarının
saga ya da sola yerleştirilmesi gerekiyordu. İzleyici
önce sağa bakacak ise, başlıkların (mesela sirketin profili,
hizmetleri, fiyatlari ve bunun gibi önemli linkler ) sağa
yerleştirilmeliydi. Ancak bu konu fazla uzatılmadı ve
ekranın solu tercih edilmeye başlandı. çünkü web sayfalarını
izlemek için kullanılan keşif sayfalarının hepsi (internet
explorer, netscape gibi) hiper texti, yani web sayfalarını
sola dayalı olarak açıyor, ekranda bir genişleme olacaksa
bu sağa doğru oluyordu. Dolayısıyla en mantıklısı, ekranın
dışına taşmayacağı garantili olan sol tarafı kullanmaktı.
|
| |
3.6
- görsel öğeleri kompoze ederken gestalt psikolojisinden
faydalanırız |
| |
Görsel
düzenlemeler konusunda öncelikle şunu bilmek gereklidir.
Görsel algının eskiden zannedildiği gibi atomistik bir
süreç olmadığı anlaşılmıştır. Yani beyin, gözün gördüklerini,
parçaları birbirine ekler gibi birleştirerek bir algılama
gerçekleştirmez. Rengi, şekli, parlaklığı farketmekle
görsel algı gerçekleşmiş olmaz. Bunu farkeden modern psikologlar
( Max Wertheimer, Kurt Koffka ve Wolfgang Köhler ki bu
gruba Gestalt Psikologları denir) görsel algının holistik,
yani yanılsamaya dayalı bir süreç olduğunu ortaya koymuşlardır.
Bu psikologların temel
fikri, görmenin daha çok beynin yoruma dayalı bir algılama
gerçekleştirdiği üzerinedir. Beyin, bu yorumu yaparken
yalnızca parçaları birbirine eklemekle yetinmez, görüntü
içindeki basit özelliklerle, yani parçanın rengiyle,
biçimiyle bir anlam çıkarmaya çalışmaz aksine, bu özelliklerin
biribirleriyle etkileşimlerinden faydalanarak bir yorum
yapar. Bir parçanın kısalığını kullanarak diğerinin
uzunkuğunu hesaplar, boyutlara bakarak derinliği hesaplar
..
İşte gestalt psikologları, beynin bu algılama özelliğini
gestalt olarak, yani konfigürasyon (almanca) olarak
adlandırmışlardır. İnsan beyninde DOĞUŞTAN VAROLAN BİR
SÜREÇLE bu tür etkileşimler tıpkı bir bilgisayarın eldeki
verileri işleyerek bir sonuç ortaya koyması gibi işlenir.
Bu konfigürasyon sayesinde bir nesnenin uzakta ya da
yakında olduğunu, hareket ettiğini, şeklinin nasıl olduğunu,
birkaç veriyi birleştirerek anlayabiliriz.
Görsel algılamamızdaki
bir diğer örgütleyici eğilim ise lekelerin, noktaların
parçaların bütünleştirilmesi, gruplaştırılarak gözlenmesi,
ve bir başka biçime, şekile benzetilmesidir. Bu gruplamaya
psikolojide Gestalt denir. Gestalt ın almanca karşılığı
konfigürasyon olarak geçiyor, ancak tam bir ingilizce
karşılığı yok, genel olarak "bütün", "şekil"
anlamlarını taşıdığını biliyoruz.
Gestalt, kendilerini "gestalt psikologları"
olarak adlandıran bir grup Alman psikologun duyusal
bilgiyi yorumlamada kullanılan ilkeleri keşfetme çabalarıyla
ortaya çıkan bir kavramdır. Bu psikologlar, duyu organlarımızla
edindiğimiz bilgilerin, bir şeyi anlamlandırmada yeterli
olmadığını, beynin bu bilgileri bir şekilde yorumlayarak
algıladığını ortaya koymuşlardır. Şunun gibi, bir kuşun
havada uçtuğunu gördüğümüzde gözümüz yalnızca bir nesnenin
yer değiştirdiğini hareket ettiğini görür, oysa beynimiz
hareket eden nesnenin bir kuş olduğunu ve daldan dala
uçtuğunu görür, ya da kulağımızla bir sesi duyarız ancak
bir senfoniyi, bir gitar konçertosunu beynimizin yorumlaması
sayesinde dinler ve duyduğumuz şeyden zevk alırız.
Görsel algılamada da nesneleri bir bütün olarak algılama
ve bir şekle benzetme işlemine bu psikologlar sebebiyle
gestalt psikolojisi denmektedir.
|
| |
|
| |
3.7
- görüntü yüzeyinde şekil zemin ilişkisine dikkat ederiz.
|
| |
Görsel
algılamada önemli bir unsur şekil zemin ilişkisidir. Zemini
ve şekli anlamak için şu örnegi düşünmek yeterlidir: Karşımızdaki
duvar zemindir, üzerinde asılı duran resim ise şekil,
sadece resme baktığımızda resmin bütünü zemindir, üzerinde
duran figürler ise şekildir. Tek başına meşrubat şisesi
zemindir, üzerindeki etiket ise şekil. Bu konudaki en
önemli örnek ise hemen hemen her psikoloji kitabinda görebileceğiniz
karşılıklı birbirine bakan iki yüz ve aralarında duran
vazo resmidir. Insan gözü her ikisini aynı anda göremez,
ama vazoyu zemin olarak aldığında yüzleri şekil olarak
algılar, yüzleri zemin olarak aldığında ise vazo artık
şekildir.
Sadece görsel değil, işitsel algılarımız da aynı şekilde
çalışır, tüm gürültünün içinden kendi adımızı ayırt edebilmemiz,
bir orkestrayı dinlerken enstrümanları tek tek dinleyebilmemiz
algının bu özelliğindendir.
|
| |
|
| |
3.8
- görüntüde hareketi düzenleriz |
| |
üzerinde
durulması gereken bir diğer önemli özellik video ve sinema
sanatına has olan, görüntünün hareketliliğidir. Resim,
fotoğraf, sinema ve video yüzeyin kullanılışı, nesnelerin
kompoze edilişi açısından temelde ortak noktalar barındırsa
da sinemayı ve video yu diğerlerinden ayıran önemli bir
özelliktir hareket, devinim. Görüntüde yer alan figürler
hareket eder, kamera hareket eder, kurgucu farklı açılardan
çekilmis görüntüleri arka arkaya getirerek üçüncü bir
hareket yaratır. Bu nedenle video yapıtlarına güçlü estetik
enerjiyi veren öğelerden birisi de bu hareketlilik özelliğidir. |
|