COLOR
BEYAZ
İstikararı, devamlılığı, saflığı, temizliği simgeler. Dünyevi olmayan, ilahi konularda (örneğin meleklerde) beyaz tercih edilir. Arınmanın rengidir.
KIRMIZI
İştah açar, hareketi, heyecanı, canlılığı çağrıştırır. Bunun sebebi kanın rengi olması olabilir. Ateşi anımsatır. Kalp atışlarını arıtırır.
TURUNCU

Sıcak bir renktir, enerjiyi, gücü, mutluluğu simgeler.

YEŞİL
Güven verir, bankalar çok kullanır. Rahatlatıcıdır. Yaratıcılığı artırır. Hastaneler de kullanılır, sakinleştirici etkisi olduğu için. Doğayı en çok anımsatan renktir. Sakızlarda yatıştırıcı etkisinden dolayı çok tercih edilir. Tazeliği çağrıştırdığı için kozmetik ürünlerinde de çok sık kullanılır.
SARI
Dikkat çekicidir. Ancak aynı zamanda geçicidir. Taksiler sarıdır, araba kiralama firmaları sarıdır. Bankalar özellikle uzak durur: paranın uçup gidebileceğini çağrıtırdığı için. İnşaatlarda tehlike belirisi olarak kullanılır.
MAVİ
Birçok insana göre sakin bir renktir. Nazarboncuğunda çok sık kullanılır. Sadakati simgelediği de düşünülür. Ululuğu, ihtişamı sergiler. Bazılarına göre kanın akışını yavaşlatır.
KAHVERENGİ
Teklifsizdir. Doğal bir renktir. Mekanlarda ve giysilerde kullanımı farklı anlamlar yaratır. Mekanda kullanıldığında kişilerin çabuk bunalmasını ve ortamdan uzaklaşmasını sağlar. Bu nedenle genelde hızlı yemek yenmesi gereken
SİYAH
Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bazen hırsın bir ifadesidir. Batı toplumlarında matemin, yasın rengidir oysa Doğuda, Japonlarda mutluluğun rengidir. Bazen karamsarlığı çağrıştırır. Bunun yanında dikkati toplayıcı özelliği vardır, konsantrasyonu sağlar, gözü yormadığı için kişi rahatsız olmadan kendi işine odaklanabilir. Sıklık, ciddiyet, sadelik olarak da değerlendirilebilir.
MOR
Nevrotik korkuları ortaya çıkardığı düşünülür. Korku ortamları için terchi edilen bir renktir. Depresyonun rengi olarak kabul edilir. Ama aynı zamanda yaratıcı bir renk olarak da değerlendirilir.
  BİR TASARIMCI RENKLERİ NEDEN KULLANIR?
a-) Hacim yaratmak icin kullanırlar:
- Aynı rengin farklı tonları hacim duygusu yaratır.
- Kontrast renkler derinlik yaratır.
- Bazen çizgilerle birarada kullanıldığında renkler hacim duygusu yaratır.




b-) İfadeyi vermek için rengi kullanırlar: (Expressive Color
- Korku, heyecan, sakinlik, hareket, kızgınlık, özgün kişilik/bakış gibi duyguları vermek üzere sanatçılar ve tasarımcılar rengi kullanırlar.

c-) Gerçekçi olmak için (Local Color)
- İnsan anatomisini vermek için; hacmi, kıvrımları, sa.ları vb.
- Doğayı vermek için (Ağaçları, çiçekleri, denizi vb.)
Nesneleri vermek için
d-) Işığı yansıtmak için
Gece, gündüz, yaz, kış, sonbahar, ilkbahar, güney, kuzey ışığı.


e-) Uyum ve bütünlük yaratmak için
Estetik uyumluluklar yakalamak için
Optik yanılsamalar yakalamak için

 

TASARIMA BAŞLARKEN İLK DİKKAT EDİLECEKLER:

1. Konuya uygun renk seçmek
2. Renkler belirli bir uyum içerisinde kullanmak
3. Hangi formlarda hangi rengin kullanılacağına karar vermek
4. Zemin rengini doğru seçmek

BU RENKLERLE OLUŞTURULMUŞ LOGOLAR YA DA FİLM POSTERLERİ
  RENK SKALA ÖRNEKLERİNİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
 
 

PERCEPTION OF COLOUR
Renk tıpkı ses gibi beynin bilişsel yanını, yani bilinci geçer, bildiklerimizin ötesine, bilinç dışına taşar ve kontrolümüz dışında etki eder. Bize birşeyleri anımsatır. Mutlu eder, hüzünlendirir, sinirlendirir, rahatlatır, korkutur, merak ettirir. Dolayısıyla renk herşeyden önce algılarımızla alakalı bir ögedir. Onu yapısal olarak incelemek kadar pskoloji açısından da incelemek gerekmektedir.

COLOR AS LIGHT
Resim sanatı içinde her akım renge farklı özellikler yüklemiştir. Fotoğrafın icadından soonra renk artık boya olarak degili ışık olarak algılanmıştır. Sonuçta film karesi üzerine hapsedilen ışıktır. Renk , nesnenin üzerine yansıyan belirli elektromanyetik dalga boylarının nesneden geri dönmesidir.Doğal Fizikçilerin teorisine göre esasen ortada renk kavramına ilişkin somut bir şey yok iken gözümüz nesnelerden yansıyan ışığı renk olarak duyumsar. Örneğin bir limon güneşten gelen ışınlar arasında sarı ışığı ememez ve dışarı yansıtır. Dolayısıyla limondan yansıyan ışık sarı olduğu için biz limonu sarı biliriz. Oysa limon gerçekten sarı olsa gece karanlıkta da renginin sarı olması gerekirdi oysa gelen ışığa göre en fazla gri bir leke olarak algılayabiliriz limonun rengini. olarak ay ışığında ya da elektrikler söndürüldüğünde herşeyin rengi kaybolur, tumu aldığı ışık oranında grileşir.

BASIC PRINCIPLES OF COLOR

Renklerle ilgili temel bilgiler şu şekilde gruplandırılabilir:
a-) Ana Renkler
c-) Zıt Renkler
d-) Sıcak Rekler
e-) Soğuk Renkler

Kırmızı Sarı ve Mavi, resim dünyasının, kısaca boyaların ana renklerdir. Resim dilinde bu üç renge ana renkler denir. Bilgisayarlarda ve TV monitörlerinde ise ana renkler standart bir sistem olarak üretilen 3 renk tüpünün birleşimiyle tanımlanmaktadır. RGB, yani Red, Green and Blue.

Zıt Renkler
Kırmızı-Yeşil
Mavi -Turuncu
Sarı-Mor
Sıcak Renkler Sıcak renkler beyaz ışık, güneş ışığı prizmadan geçirildiğinde ortaya çıkan renk grubu içinde kırmızya doğru giden renklere verilen genel addır.. Yani kırmızılar turuncular, kırmızımsı sarılar sıcak renklerdir.

Soğuk Renkler ise aynı şekilde renk skalasında maviye doğru giden, maviye yaklaşan renklerdir. Bunlar maviler, yeşiller, yeşilimsi sarılardır.

Renklerin nasıl olup da sıcak diye ayırılabildiği, bunun temelinin neye dayandığı bilinmemektedir.

 

Kırmızı bizi heyecanlandırır, telaşlandırır, kızdırır.Renklerin algılanması kişiden kişiye değişiklik gösterse de genel olarak kırmızıyı bize ateşi çağrıştırdığı için sıcak buluruz.

Maviyi denizi, buzulları çağrıştırdığı için soğuk buluyor olabiliriz.

Kahverengi tonları bize toprağı çağrıştırdığı için silik ya da sakinleştirici geliyor olabilir.

Yeşili ağacı çiçekleri bitkileri doğayı anımsattığı için rahatlatıcı buluyor olabiliriz.

Renklerin sıcak soğuk olarak nitelendirilmesi dışında psikolojimizi de etkilediği bir gerçek. Bazı renkleri iç daraltıcı buluruz, içimi sıktı, bunaldım deriz, bakmaktan çekiniriz. Bazı renklere ise gözümüz bir türlü doymaz, bir ferahlık, genişlik duygusu yaratır üzerimizde. Renkler sayesinde bir nesne bize daha yakın duruyor gibi gelebilir, ya da olduğundan daha uzak gelebilir.

  Rengin Algılanması: Işık, nesnelerden yansıyarak gözün retina tabakasına gelir. Retina üzerinde görme ile ilgili iki farklı hücre vardır. Koniler ve Noktalar. Renkli görme koni şeklindeki hücrelerde gerçekleşir. Bazı koniler tayfın en sonundaki maviye, bazıları sarı ve yeşile bazıları da tayfın en sonundaki kırmızıya duyarlıdır. Noktalar ise ışıklılık düzeyini ayarlar. Konilerin uyarılması sonucu beyne çeşitli sinyaller ulaşır ve sonuç olarak bazı renkler görülür. Bu olaya rengin algılanması denilir.
Temel renk: rengin kendisidir. Yani, mavi, sarı kırmızı gibi.. Etrafımızda gördüğümüz birçok renk başka dalga boylarındaki renklerle karışıktır.
Doyma: renklerin saflık derecesini belirler. Doyma renkte ne kadar beyaz ışık bulunduğu ile ilgilidir. Yüzde yüz doymuş bir renk dediğimizde sadece temel renkten oluşan, içine hiç beyaz ışık karışmamış renkten bahsederiz.Çok güçlü ve enerjik görünür doymuş bir renk.Beyaz ışık karıştırılmış renk ise düşük doyumludur, solgun, cansız heyecansız görünür.

Parlaklık ise renklerin yansıtma boyutudur.Yani karanlık bir nesnenin az, aydınlık bir nesnenin parlak güçlü ışık yansıtması gibi.

Renkli görüntü , rengin bu üç boyutunu yani temel renk- doyma ve parlaklığı içerir.

 

Renklerin Karışımı
Renklerin fiziksel karışımı Katmalı ve Çıkarmalı olarak iki şekilde gerçekleşir.

Katmalı karışım üç ana rengin birleşmesidir. Yani kırmızının yeşilin ve mavinin birleşmesidir. Ekrandaki elektronik görüntü de üç ana rengin kırmızının yeşilin ve mavinin birleşmesiyle oluşur. Bu üç rengin ışık yoğunluğunu değiştirdiğimizde karşımıza farklı farklı renkler çıkar. Katmalı karışım videoda, monitörlerde aydınlatmada kullanılan renklerin karışımıdır. Eklenen olarak da adlandırılır (Additive)

Katmalı karışım (RGB Sistemi)
R
ed Green Blue kelimelerinin baş harflerinden oluşan renk sisteminin adıdır.
RGB aynı zamanda Eklenen, Katmalı (Additive) olarak da adlandırılır.
Örneğin kırmızı ve yeşil renklerini tam kullanır, maviyi hic kullanamazsak sarı rengi elde ederiz.
Yeşil ve mavi tabancalar çalışıp kırmızı çalışmazsa , yeşil ve mavinin karışımı olan cyan ı
Kırmızı vve mavi ışıkları tam üretip yeşili çıkartırsak macenta yi elde ederiz.
Üç ana rengin üretimini durdurursak, üçünü de 0 değer olarak veirsek siyahı elde ederiz.
Çıkarmalı Karışım ise daha çok baskıda matbaa da kullanılan bir sistemdir. Üç rengin birleşmesi ile oluşan ara renkler cyan (C), macenta (M), sarı (S) bir de siyah (K) (Black, Blue ile karışmasın diye siyah renge baskıda K harfi kullanılır) ın birleştirildiğinde beyaz ışığın aradan çıkıp siyahı oluşturmasıdır.
Beyazın nasıl elde edildiğini bilmek örneğin kamerada beyaz ayarı yaparken de işinize yarayacak bir bilgidir. Beyaz ayarının gerekliliği ise malum:
Kameralarda görüntü kaydederken özel bir efekt yapilmiyorsa, bütün renklerin dogru olarak kaydedilmesi gerekmektedir. Bütün renklerin dogru olarak kaydedilmesi sadece beyaz ayari ile mümkündür.

Renklerin dogru olarak kaydedilmesi birkaç önemli amaca hizmet eder.

1-) Kaydedilen görüntü haber, belgesel veya arsiv degeri tasidigindan bu bilgilerin uzun zaman sonra da kullanilacagi ve izleyiciye bilgi verecegini düsünerek, habercilik ilkeleri göz önünde bulundurulup görüntü ile ilgili teknik bilgilerin dogru kaydedilmesi gerekir.
2-) Birbiri arkasina montajlanacak görüntüler degisik zamanlarda çekiliyorsa renklerin birbirini tutmasi gerekir.
3-)Birbiri arkasina montajlanacak görüntüler degisik kameralarla çekiliyorsa renklerin birbirini tutmasi gerekir.

  GÖRSEL SANATLARDA RENK
  Tasarım çalışmalarında renk görsel iletişim için önemli bir unsurdur. Tasarımcı ya da sanatçı bazen estetik bir arayış için bazen de vermek istediği ifadeyi güçlendirmek için rengin gücüne başvurur.
 

Reklam tasarımında ise renk çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır:

a-) Dikkat çekici bir unsurdur

b-) Ürünün gerçekçi gözükmesini sağlar. Bu da ürünün elle tutulabilir, satın alınabilir hale gelmesini hatta satın almak için cazip bir nesne olarak ortaya çıkmasını sağlar.

c-) Görsel düzenlemede bazı unsurların öne çıkmasını sağlar.

d-) Sıcak ve soğuk ayrımıyla ürüne ilişkin psikolojik etkiyi artırır.

BİR DALGA BOYU ETKİN IKEN DİGERİ ETKİSİZDİR

Öncelikle bilinmelidir ki gözümüzün ışığı ve rengi algılayışı farklı hücrelerde gerçekleşmektedir. Gözümüzdeki bazı hücreler ışığa duyarlı iken bazı hücreler de rengi oluşturan dalga boylarını algılayabilecek pigmentleri içeren hücrelere sahiptir. Yaygın bir teoriye göre gözümüzdeki hücreler uzun (kırmızı), orta (yeşil) ve kısa (mavi) dalga boylarını algılayabilecek üç farklı tipte, ışığa duyarlı pigmentler içermektedir. Bunlardan bir tanesi devredeyken diğeri geri planda kalmaktadır.

GÖZÜN HAFIZASI VARDIR

Ayrıca beyazlar içindeki bir insana uzun süre baktıktan sonra gözümüzü çevirdiğimizde kişinin siluetini siyah bir leke olarak görmeye devam ederiz. Kişiyi görmüyor olsak da kişinin imgesi gözümüzde saklı kalır.

Bir başka örnek soldaki kaplumbağanın ortasındaki siyah noktaya belirli bir süre baktıktan sonra bakışımızı sağdaki noktaya çevirdiğimizde kaplumbaganın imgesini yeşil olarak (kırmızının kontrast rengi olarak) görürüz.

TEK BİR ANA RENK ETKİLİDİR

Dolayısıyla bu trichromatic teoriye göre düşünecek olursak, akılda kalıcı bir imge oluşturmak için üç dalga boyundan birini: kırmızıyı, yeşili ya da maviyi baskın olarak kullanabilir (ya da siyahı), grafiğimizi daha etkili hale getierbiliriz. Ancak bu etki hiçbir zaman tasarımımızın çekici olmasını garantilemez, ya da  bu renkleri kullanmayan bir tasarımın başarısız olması söz konusu değildir.

BOYUT ÖNEMLİDİR

Trichromatic görüş teorisi haricinde bilmemiz gereken bir başka şey ise renklerin boyutunun algılanışlarını değiştirdiğidir. Yani aynı renge sahip olan iki formdan büyük olan daha parlak gözükür. Örnek...

Bu tür bir bilgi,  tasarım yaparken  renkli nesnelerin boyutlarını bu bilgiye dayanarak daha iyi ayarlamamızı sağlar.

FONDAKİ RENK ÇOK ÖNEMLİDİR

Bunun yanında bir rengi ortaya çıkaran ya da silikleştiren şeylerden biri etrafındaki ya da altındaki renktir. Örneğin siyahtan beyaza geçiş yapan bir zemin üzerindeki gri renkteki bant siyahın üzerinde daha açık, beyazın üzerinde ise daha koyu durur.  Bu da yine tasarım yaparken zeminde kullandığımız rengin siyah ya da beyaz olması ya da gri olması konusundaki kararımızı etkilemelidir. Bilmeliyiz ki gri tonlarında bir nesne siyah fon üzerinde daha silik dururken beyaz fon üzerinde daha koyu duracaktır. MÜMKÜNSE ÖRNEK BUL.

 
Ya da bir ürünü fotoğraflandırırken fona koyduğumuz rengin ürünün rengini değiştirebileceğini bilerek hareket etmeliyiz. Sarı bir fon üzerinde fotoğraflandırılan metalik bir ürün metalik görünmekten ziyade sarı görünecektir.

IŞIK RENGİ DEĞİŞTİRİR

Renklerle ilgili bir başka bilgi de güneş ışınları değiştikçe esasen rengi duyumsamamız da değişmeli iken beynimiz bir karmaşıklığa yol açmamak için bazı renkleri sabit kabul eder. Örneğin evimizin duvarı beyaz ise güneşin tepede olduğu anki ışıkta, ya da batarkenki ışıkta evin rengi değişse bile biz evimizi yine beyaz kabul ederiz. Bazı ressamlar ise bu kabullenmeyi içlerine sindirememiş ve aynı mekanın farklı ışıklarda nasıl farklı renklere sahip olduğunu göstermek amacıyla sayısız seriler gerçekleştirmiştir. Örneğin Claude Monet Fransa’da bir katedrali günün farklı saatlerinde resmetmiştir.  Birinci örnekte güneş tam tepede olduğundan katedral sarı hatta beyaz renktedir. Öğledne sonra yapılan resimde ise katedral çok dha koyuolan turuncu  ve kahverengi renklere sahiptir.

Dolayısıyla tıpkı aydınlatma konusunda olduğu gibi renklerin kullanımı da insan gözünde yanılsama yaratmak için birebirdir. Örneğin kırmızı renk renk küçük bir alanı kaplasa bile etrafında yer alacak diger renkler arasında öne çıkmayı başarailir.

Bu da bizi rengin sadece estetik bir özellik olarak kullanılmadığını aynı zamanda bir enerji duygulanım yaratmak için de kullanıldığını gösterir. Rengin, hangi sanatta olursa olsun estetik bir öge olarak kullanılabilmesi ya da insan psikolojisini nasıl etkileyebildiğinin öğrenmek için bazı temel özelliklerini bilmek gerekir.

 

DUYULAR BAZEN BİRBİRİNİ ETKİLEYEBİLİR

Renklerin algılanışı ile bir başka önemli vaka ise “sinestezi” yani iki farklı duyunun kombinasyonudur. Örneğin bazı insanlar sesleri renkler olarak algılarlar. Scriabin adlı besteci belirli sesleri belirli renklerde algılar, buna göre her bir müzikal anahtar bir rengi oluşturmaktadır. Buna göre sinestetik algılamaya sahip insanlar ağır tempolu sesleri koyu renkler, hızlı ve yükselen tempolu sesleri de açık renkler olarak imgelerler. Yönetmen Fellini de sesi renklerle bağdaştıranlardandır. Bazen duyduğu bir sesi havada uçuşan kırmızı kaygan bir kumaşa benzetir.

  Renklerin gözümüz üzerindeki fiziksel etkilerinden birisi rengin belleğimizde yer etmesidir. Tasarımcıların, grafikerlerin, vitrin düzenleyicilerin, mimarların, iç mimarların, ressamların ve benzeri mesleklerde rengi kullananların esas hedefi tasarımlarındaki rengi hafızada kalıcı kılmaktır. Bunun için rengin bellekte yer etmesinden faydalanırlar.
RENGİN DOYGUNLUĞU YARATTIĞI PSİKOLOJİK ETKİYİ DEĞİŞTİREBİLİR

Renkle ilgili bir başka bulgu, ufak tefek değişimlerle rengin psikolojik etkisinin büyük değişimler yaratabileceğidir. Örneğin kırmızı hemen her zaman sıcak bir renk olarak bilinir. Kişinin kan dolaşımınını hızlandırır, adrenalini artırır, kalbin daha hızlı atmasını sağlar, bu gibi nedenlerden dolayı kırmızı vücut ısısını yükselttiğinden sıcak bir renk olarak bilirinir. Dolayısıyla kırmızılarla dolu bir odanın çok sıcak bir ortam olmasını bekleriz. Oysa doygun bir kırmızının (içinde hiç beyaz bulunmayan bir kırmızı) sıcaklığını, içine biraz beyaz katarak soğuk ve hatta hastalıklı bir soğuk renge dönüştürebiliriz. Rahatsız edici bir ambians yaratmak için akıllıca bir ipucu.  Tasarım yaparken doygun renkler yerine, düşük doygunlukta yani beyazın karıştırıldığı renkler kullanırsak ürpertici, hastalıklı bir etki yaratabiliriz.
  KÖRLER DE RENKLERE TEPKİ VERİR

Renklerin aynı zamanda tedavi amacıyla kullanıldığını biliyor muydunuz? Örneğin Mısır’da tedavi amacıyla oluşturulmuş renkli koridorlar bulunmaktaymış. Ya da sıcak renklerle (örneğin turuncu) ile donatılmış odalarda küçük çocukların daha sakin ve yaratıcı oldukları, bembeyaz ve siyah ya da kahverengi odalarda ise öğrenme kapasitelerinin düştüğü saptanmış. Hatta körlerin bile renk değişimini algılayarak farklı tepkiler ortaya koydukları saptanmış. Bu konuda ileri sürülen teori, beynin, görüş olmasa bile renk dalgalarını algılayıp beyne sinyal gönderdiği ve dolayısıyla bedenin beyne iletilen bu sinyalleri kavrayarak buna uygun tepkiler ortaya koyduğudur.
  RENK MAÇ KAZANDIRIR

Buna ilişkin en meşhur örneklerden birisi Notre Dame futbol takımınınn  koçunun yaptığı uygulamadır. Koç kendi takımının soyunma odasının dolaplarını kırmızıya rakip takımın soyunma odasının dolaplarını maviye boyatarak rakip takımın enerji ve adrenalin seviyesini düşürmüştür. Bir başka çarpıcı örnek ise bir fabrikada yaşanmıştır. İşçiler çalıştıkları mekanın soğuk olmasından şikayet etmektedirler. Mekan ısıtılmak yerine çalışma ortamındaki dolaplar mavi yerine daha sıcak renklere boyanır ve mekanın ısısında artma olmadığı halde şikayetlerde ciddi bir azalma olur.

RENK BİRAZ DA KÜLTÜRDÜR

Renklerin psikolojik etkisinde biyolojik yapımızın olduğu kadar kültürel geçmişimizin de olduğu kesindir. Batı toplumlarında trafik ışıkları sayesinde kırmızı durmak ve yeşil harekt etmek çağrışımı yaparken Çinlilerde bu konuda bir eğilim görülmemiştir. Ya da batılı toplumlarda siyah yas tutmanın ölümün rengi iken yine Çin’de yas tutmanın rengi beyazdır.

RENK BİRAZ DA BİREYSELDİR

Araştırmalara göre renklere verdiğimiz tepkiler kültürrel oldukları gibi bireyseldir de. Kırmızı renk duyusal haz arayanları olumlu anlamda etkilerken içe kapanık olanlarda sinir ve şiddet tepkilerine neden olabiliyormuş. Bununla birlikte normal mental yapıya sahip insanlar ve manik depresifler genelde sıcak renkleri tercih ederken örneğin şizofrenler neutral renkleri yani siyah, gri, beyaz ve kahverengi tonlarını tercih ediyormuş. Ya da kuzeyde yaşayan insanlar soğuk renkleri tercih ederken güneyde yaşayanlar daha sıcak renkleri tercih ediyormuş.

 
 

COLOR AND PSYCHOLOGY
Bunlar rengin fiziksel algılanmasıydı. Bir de rengin öznel algılanması vardır.

Gözlerimiz kapalıyken bile bazı renkleri hayal edebiliriz, zihnimizde renkleri birbirine karıştırıp yeni renk skalaları oluşturabiliriz. Kırmızı dendiğinde kırmızının neye benzediği, nasıl bir renk olduğu konusunda bir fikrimiz vardır. Resim tarihinde bu öznel algılamayı en çok kullananlar Pointilistler olmuştur. Noktacılar. En önemli isim Seurat dır. Noktacıların rengi kullanma biçimi kendilerinden önceki ressamlara göre daha farklıdır. Noktacılar resimlerini minik minik noktacıklarla, lekelerle oluştururlar. Dolayısıyla bir nesnenin rengini vermek için nesnenin alanını binlerde minik leke ile doldururlar. Bu minik lekeler birleşerek insan gözünde belirli bir rengi çağrıştırır. Yakından baktığınızda bir sürü farklı renkte noktacık görürüsünüz. Oysa uzaktan baktığınızda o lekelerin renkleri birbirine karışarak başka bir rengi oluşturur gözünüzde.. Örneğin uzaktan baktığınızda kırmızı olarak nitelendirebileceğiniz bir alanın içinde birçok yeşil noktacık da bulunabilir. Önemli olan rengin fiziksel algılanmasını doğru kullanmak yani, rengin doyma oranını, parlaklığını yoğunluğunu doğru ayarlamaktır.

Elektronik görüntü de tıpkı noktacıların resim yapma mantığına benzer. Ekranda gördüğünüz herşey üç rengin, kırmızının yeşilin ve mavinin karışımıdır. RGB Red Green Blue işte bu üç rengin kısaltımıdır. Çeşitli grafik programları bu renk sistemi üzerine kuruludur.

Ekranda gördüğünüz her bir nokta belirli bir renge sahiptir. Elektronik bir görüntüde bir nesnenin rengini değiştirmek o nesnenin alanı içindeki noktaların ışığını, rengini değiştirmektir. Bu nedenle görüntü kayı azdır elektronik görüntülerde. Sadece noktalar yer değiştirir.

Bu konuyu daha iyi anlamak için elektronik ortamda taranmış bir fotoğrafa iyice yaklaşarak bakalım
Bu konuyu daha iyi anlamak için elektronik ortamda taranmış bir fotoğrafa iyice yaklaşarak bakalım
Mağara devrinde resimler önce çizilir sonra boyanır mıydı yoksa tam tersi mi?

COLOR AS A GEOMETRICAL FORM
Josef Albers
Ünlü Bauhaus Okulu'ndan hem öğrenci olmuş hem de 12 sene boyunca hoca olarak çalışmış birisi. Interaction of color adli kitabi bugün bile renk konusnda en önemli eserlerden sayılıyor. Rengin karakteristiği ve rengin kullanımıyla nasıl yanılsamalar yaratılabileceği konusunda uzun yıllar çaba sarfetmiş ve bu kitabıyla da bugün bile anılan birisi. Burda görmüş olduğunuz iç içe geçmiş dört sarı kare sanki bize dogru gelen bir hacim olusturur gibi. En altta, en koyu ton sarı, ustte biraz daha açığı, en üstte de en açık sarı duruyor gibi gozukuyor. Renk ile yaratılabilecek yanılsamalara en iyi, en sade örnek. Yalnızca sınırları çizilerek içi boyanmış dört kare sanki üst üste duruyormuş gibi görünüyor gözümüze. Bu görsel sanatların, medyanın, dolayısıyla elektronik görüntünün bolca kullandığı bir özellik. Yani rengin kullanılış biçimlerinden birisi: bir rengin açıklı koyulu değerlerini kullanarak derinlik yaratmak, gozden uzaklaşan ya da göze yaklaşan görüntüler elde etmek. Hacim duygusu vermek.

COLOR AS AN EXPRESSION
MAğara resimlerinde konu edilen önce çizilmiş midir yoksa boyanıp etrafı mı çerçevelenmiştir sorusunu Jawlensky'nin bu portresinde de sorabiliriz. Jawlensky kadının dış hatlarını olduka kalın çizgilerle vermiş.Bu kalın çizgiler kadının elbisesinin, gövdesinin fondan ayrılmasını sağlıyor. Çizgiler olmasa kadın arkasındaki duvarın kırmızılığı içinde yitip gidecek gibi. Yuzu ise bir maskeyi andırıyor. Yemyeşil, donuk, hüzünlü bir yuz, kadına bu hüzünlü ifadeyi veren, biraz yuzun duruşu, başı eğik, yüzünü gizlemek ister gibi duruyor. Ama aynı zamanda biz bu hüznü yüzündeki renk sebebiyle de hissediyoruz. Burada da rengin başka bir kullanılış şekline tanık oluyoruz, rengin kişiselleştirilmesine... Burada yüzü yeşil ya da mavi yapmak, ten rengiyle birakmak ya da elbiseyle aynı renkte boyamak tamamen kişisel bir tercihtir. Modelinin yuzunde yeşili kullanmanın elde etmek istediği ifadeyi en iyi vereceğine inanan ressam gerçekliğe bağlı kalmak gayesi gütmemişri. Resim sanatı bu gibi örneklerle doludur. Aynı şekilde sinemada da filtreler biliyorsunuz kişisel bir üslup aracı haline gelmiştir.
COLOR AND ERA
Andy Warhol; gelecekte herkesin yalnızca 5 dakikalığına ünlü olabileceğini ileri süren Yahudi göçmeni Amerikali POP-ART Sanatçısı. Andy Warhol, tüm çalışmalarını Amerikan Dünyasının ( ya da rüyasının) çabucak tüketilebilen, kolay üretilebilen, sığ, derinliksiz nesnelerine, yaşayışlarına ve imgelerine dayandırmıştı. Amerikan halkının gözünde kült haline gelen ve toplumun tüketim malzemesi sürecine girmiş her nesne (ready made) (burada Marilyn Monroe) onun elinde, manifestosuna uygun olan göz alıcı, pop renklerle yeniden ve defalarca üretiliyor, nesneler ya da imgeler alacalı bulacalı renklerle daha da dikkat cekici hale getiriliyordu. Burada renk öğesinin, Any Warhol tarafından ideolojik bir amaç uğruna kullanıldığına tanık oluyoruz. Renk, yalnızca gerçekliği ya da ifadeyi vermekten çok öte, belirli bir dönemin, belirli bir yaşayışın manipülatif malzemesi olarak da kullanılabilmektedir demek ki.
COLOR AS TIME
En tanınmış empresyonistlerden Matisse, yine mavi tonlarında çalıştığı eşinin portresini anımsatan bu nü çalışmasında, bedene, ışığın tam olarak hangi zamana (gece/gündüz) ait olduğu bilinmeyen bir yansımasını aktaran bir mavilik kullanmaktadır. Bu mavi, bedene erotik bir ifadeden çok, bir tür hüzn katmaktadır. Mavi, renkler dünyasında huzurun, sakinliğin ve güvenin bir simgesi olarak tanınageldiği halde Matisse'in çalışmasında mavi, ürperti verici ir hal almaktadır.
COLOR AND VARIATION
Farklı bir sosyal yaşama ve içe dönük bir ruh haline sahip olmasıyla tanınan Henri Rousseau'nun, biyografilerinde sıradan olduğu belirtilen yaşamı resimlerinde yeşilin coşkulu tonlarıyla doludur. Gerçi Rousseau'nun resimlerinde en çok ön plana çıkan özellik, doğanın devasa boyutları içinde ufacık kalan, belki de bir tür doğa karşısında insan, insna karşısında insan metaforlarını işleyen boyutlarla oynamasıdır. Ancak Rousseau'nun kullandığı renkler de hayalgücünün zengin atmosferine destek veren öğelerdendir.
Bir başka hastalıklı kuzeyli Edvard Munch. Çocukluğu ve gençliği birçok hastalıkla, annesinin ve kızkardeşinin uzun yıllar süren hastalığıyla dolu geçen bir yaşamın ardından Munch'un renkleri gecenin tonlarını yansıtmaktadır. Bu resim, bize gündüzün karanlık bir anını mı sunmaktadır? yoksa nispeten aydınlık bir geceyi mi?
Bir başka kuzeyli, Hollandalı Van Gogh. Sanat tarihi içinde sanatına en dürüst şekilde sahip çıkan, müzelerden, galerilerden ve resim tacirlerinden uzak kalmayı başarabilen ancak kendi dehasına ve melankolisinie yenik düşen Van Gogh'un renklerinin samimiyetine gözümüz kapalı bağlanırız. Geceler onun gördüğü maviliktedir kuşkusuz. Yıldızlar, onun yansıttığı kadar parlaktır. Van Gogh'un gönlü karanlıkken, kasabanın gece ışıkları alabildiğine aydınlıktır. Gece renkleri bile sıcaktır Van gogh'ta. Dolayısıyla sanatçının gecenin ve gündüzün renklerini yansıtışındaki gerçeğe bağlı kalıştan ziyade, onun iç dünyasının yansımasına bakabilmek, görebilmenin bir ötesidir.
Bir film karesi. Denzel Washington. Sıradan bir film olsa gerek, ancak başarılı bir soyutlama. Buradaki grafik sanatçısının (bunun filmden alınan bir karenin, bilgisayar ortamında değiştirildiğiine, dönüştürüldüğüne inanıyoruz) yüzün belirli bir kısmını çerçeveleyişi, belirli kısımları aydınlatışı kadar seçtiği rengin tonlamaları da soyutlamaya destek veren öğelerden. Yine de popüler bir film afişi olmanın ötesinde bir derinlik taşımamakta.
Sürrealist sanatçılardan Magritte. Köprünün kenarında durarak rahatça denizi seyreden meleği bir kenara bırakın, köprü üzerindeki aslanı da bir an için unutun. Yine de gündüzün bu hastalıklı sarısını, bu parlak ışığı verişi bile Magritte'i bir kez daha düşünmemizi sağlıyor.
Belki de ışığın en dolaylı olarak etkisini görüyoruz bu lale de. Lale, Osmanlı kültüründe olduğu kadar Mapplethorpe'un (diğer birçok bitkinin yanında) çalışmalarında da özel bir yere sahiptir. Son derece genel, güçlü bir aydınlatma, lalenin saf rengini izleyiciye sunmakta ve lalenin sadeliğine saflığına, izleyicinin tanıklık etmesini sağlamaktadır.
Rengin, belirli bir yoğunluk ve atmosfer yaratmada ne kadar etkili bir malzeme olabildiğine örnek bir web sayfası detayı. Grafik sanatçısı, bir kumaş gibi tonladığı uzama tek bir rengin hakim olmasını sağlayarak, izleyiciye alacalı bulacalı bir karışımın yerine, onu sarmalayan bir ambiansın kapılarını açmıştır.